Suriye krizi artık Birleşmiş Milletler’e gidiyor. Anlaşılan o ki, dün toplantısını sonlandıran Arap Dışişleri Bakanları Suriye’ye ekonomik yaptırımlar uygulamak ile Fransa’nın sivilleri korumak için güvenli koridorlar oluşturulması önerisini hayata geçirmek için kolları sıvamış durumda. Açık ve net olan diğer bir şey de, Suriye yetkilileri ise hala Arap Birliği’nin sivillerin korunmasını yakından takip etmek için gözlemci ve gazetecilerin Suriye’ye girmesi kararını engellemek için çareler arıyor. Şimdi bu güvenli koridorlar oluşturma projesinin sahibi Fransa Dışişleri Bakanı Juppe, Arap devletlerini desteklemek istediklerini söyledi. Önümüzdeki ay’ın başlarında Suriye konusunun Avrupa Birliği zirvesinde de tartışılması gündemde. Juppe’nin bu projesini fiilen Araplara kabul ettirmiş olmasını da garipsemiyoruz.
Suriye rejimi birçok yönden bir dizi aşağılanmalarla karşı karşıya kalmış durumda. Örneğin, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Beşşar Esad’ı korkaklıkla itham ediyor. Esad’ın Golan’a çevrilmesi gereken namluları kendi halkına çevirdiğini söyleyerek onu ayıplıyor. Diğer yandan Amerikan Başkanı Obama, Esad’ın iktidarı bırakıp ülkeyi terk etmesini istiyor. Arap Birliği ise, Suriye’nin birliğe üyeliğini dondurmaya ilaveten gözlemciler konusunda sunduğu protokolü imzalaması için Esed’e 24 saat süre tanıyor.
Suriye yetkililerinin bu aşağılanmalara ve beraberindeki ekonomik baskılara nasıl karşı koyacaklarını bilmiyoruz. Aynı şekilde bu olup bitenlere karşı ne kadar dayanabileceklerini de bilmiyoruz. Bildiğimiz o ki, Suriye rejimi etrafındaki çember daralıyor ve rejimin işin başından beri ısrarla devreye koyduğu güvenlik odaklı çözüm ters sonuçlar vermeye başlıyor.
Dün aralarında dokuz sivilin bulunduğu otuz ölüm vakası meydana geldi. Ordudan ayrılan asker guruplarıyla meydana gelen çatışmalarda 11 güvenlik görevlisi öldürüldü. Gene ayrılan asker gurubunun bir otomobile ateş etmeleri neticesinde 7 pilot öldürüldü. Bünyesinde binlerce asker barındıran Hür Suriye Ordusu, internet üzerinden yaptığı bir açıklamayla yapılan bu saldırıyı üstlendi. Açıklamada yedi pilot ile beraber bulunan üç askerin de öldürüldüğü kesin ifadelerle belirtildi.
Bütün bunlardan daha önemli olan ise, Suriyeli pilotları taşıyan arabaya saldırıyı üstlenen Albay Riyad Esad, Suriye üzerinde bir hava sahası yasağının konması ve rejimin stratejik hedeflerinin vurulmasını desteklediği yönünde bir açıklamada bulunmasıdır. Riyad Esad, aynı açıklamada yabancı güçlerin karadan ülkeye girmelerine ise karşı olduğunu söyledi…
Suriye ordusu ile ayrılan askerler arasındaki çatışmalar bir iç savaşın patlamasının başlangıcı ve direnişin barışçı kimliğinin değişmesi değilse şayet, bunu bir silahlı isyan başlangıcı olarak değerlendirmek mümkündür...
Bu gelişmelerin gölgesinde Suriye rejimi muhalefetini anlamak da zorlaşıyor. Daha doğrusu muhalefetin, Arap gözlemcilere olayları takip edip neyin ne olduğunun anlaşılması noktasındaki isteğe onay verme konusunda gösterdikleri tereddüdü anlayamıyoruz. Suriye rejimi işin başından beri ortada silahlı bazı gurupların olduğunu, asıl bunların silahlı kuvvetlere saldırdığını söyleyip duruyor. Suriye insan hakları gözlemcileri de yaptıkları bir çok açıklamada silahlı güçlerden öldürülenlerin olduğunu tekit etmiştir. Arap Birliği bayrağı altında gözlemciler ile Arap ve yabancı televizyon kameralarının içeri girip olayları takip etmesi bu türden gerçeklere ışık tutması ve olayların iç yüzünün nasıl olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Suriye rejiminin gözlemcilerden bir şey gizleyebileceği inancında değiliz. Çünkü televizyon kanalları her tarafı alt üst ederek gösteriyor. Güvenlik güçlerinin kurşunlarıyla öldürülmüş çocuklar ile askerlerin yaptığı ve yapmaya devam ettiği acımasız katliamlar artık herkesin malumu olmuş şeyler. Daha neyi gizleyebilecek bu rejim. Bundan dolayı gözlemcilerin olması rejimin, televizyonlar yalan söylüyor, öldürülenler saldırgan silahlı guruplardır iddiasını da aydınlığa kavuşturacaktır…
Suriye’de olayların böylesi tehlikeli, kanlı bir çıkmaza saplanmasından büyük üzüntü duyuyoruz. Suriye topraklarını savunmak için yetiştirilen pilotların gördüğümüz şekilde öldürülmeleri daha da üzüyor bizi. Her iki taraftan öldürülenler de Suriyeli. Haliyle bu gerçekler gönüllerimizi fazlasıyla yaralıyor.
Meydana gelen bu kanlı tabloda en büyük sorumluluğun Suriye yöneticilerinde olduğu ve olacağı gerçeğinden bir an bile tereddüt etmedik. Fakat hakikat şu ki, bazılarının istediği yabancı müdahale belki de bölgenin tümünü yakacak, taş üstünde taş bırakmayacak derecede ülkeyi bir iç savaşa sürükleyecektir.
Kimileri savaştan, güvenlik oluşturacak koridorlardan, dış müdahalelerden ve hava sahası yasağından söz ederken, Suriye rejimi de güvenlik önlemlerini almak konusundaki ısrarını sürdürüyor. Hiç kimse siyasi bir çözüm ve barışçıl yollardan konuyu halletmeden söz etmiyor.
Sivillerin korunması elbette insani ve kutsal bir ödevdir. Arap Birliği bunu önceliklerinin başına koyarak güzel bir iş yapmıştır. Ancak, Suriye’deki sivilleri koruma görevini dert edinen Arap birliğine şunu sormak da hakkımızdır: Diğer Arap memleketlerinde öldürülen, katliamlara uğrayan Arapları korumak için de harekete geçecek misiniz? israil’in saldırması durumunda Sarkozi ve Juppe Batı Şeria ve Gazze için de uçuşa yasak bölge ilanı isteyecekler mi?!
Kaynak: Al Quds Al Arabi
Yazar: Abdulbari Atvan
Çeviri: Selahaddin Yıldırım / doğruhaber