31 Ekim 2014
Cuma
Anasayfaya Dön Güncel
Yazı Boyutu : 12 14 16

`O`nu (sav) Sevmek Sünnetini Tatbik Etmekle Olur`

Hz. Muhammed`i (sav) sevdiğini iddia eden her Müslümanın, bu iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu söyleyen Molla Fahrettin Aslan, kutlu doğum ayının sadece etkinliklerle değil; O`nun sünnetini yaşamakla ihya etmek gerektiğine dikkat çekti.
Eklenme : 10 Nisan 2013 Çarşamba 22:23:00
Güncelleme 10 Nisan 2013 Çarşamba 22:23:06
VAN - Kur`an-ı Kerim`de, Allah`u Teâlâ`yı ve Resulünü, babalarımızdan, çocuklarımızdan, mallarımızdan, eşlerimizden daha çok sevmemiz gerektiğinin emredildiğini ifade eden Molla Fahrettin Aslan, aksi takdirde Allah`u Teala`nın; "Başınıza gelecek olan belalara hazır olun" ibaresiyle Müslümanları uyardığını söyledi.
 
Hakiki imanın, Peygamber Efendimizi her şeyden daha çok sevmemize bağlı olduğunu belirten Aslan Hoca, "Sevgi bir iddiadır; ispat ister. Allah resulünü sevdiğimizi iddia ediyorsak bunu ispatlamamız lazım. Sevgi sözde kalmamalı. O`nu sevdiğimiz iddia ediyorsak. O`na itaat etmeliyiz. O`na itaat nasıl olacak. Allah`u Teala kendisiyle beraber Resulüne itaati emrediyor. O`na itaat nasıl olur? O`nun sünnetini hayatımıza aktarmak suretiyle bunu ispat etmek zorundayız. Biz Hz. Peygamberi sevmek zorundayız; çünkü Müslüman oluşumuzu, Allah`ı buluşumuzu O`na borçluyuz. O, bize kendi işimize bakmayı, başkasının işine karışmamayı tavsiye buyurup ömür sermayemizi iyi değerlendirmemizi, boşa harcanacak zamanımızın olmadığını belirterek, yaklaşan tehlikelere karşı bizleri uyarıyor" dedi.
 
"O`na çokça salavat getirenler; O`na en yakın olanlardır"
Peygambere itaat edenlerin Kur`an-ı Kerim`de "Kurtuluşa erenler" kapsamında müjdelendiğini dile getiren Aslan Hoca, "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber`e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin" ayetini de hatırlatarak " Biz O`na ne kadar salat ve selam getirirsek kıyamet gününde O`na o kadar yakın olacağız. Salâvat ve zikirlerin yerine dil, dünyevi şeyleri anarsa bu söylemlerinden de mesul olur" ifadelerini kullandı.
 
"O`nu sevdiğimizi iddia ediyorsak; bunu ispatlamak zorundayız"
Kutlu doğum ayında bir Müslüman`a düşen vazifeleri aktaran Aslan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu ayda bize düşen nedir? Neler yapmamız gerekir? Herkes bu ayda Resulullah aleyhi selat-u vesselama olan sevgisini evlerde salavat getirerek, meydanlarda düzenlenen etkinliklere iştirak ederek veya toplantı ve panellere katılarak bir şekilde sevgisini izhar ediyor. O`nu sevdiğimizi iddia ediyorsak; bunu ispatlamak zorundayız. Örneğin; bizim Peygamberimiz Allah`ı hiçbir şeye ortak koşmadı. Bizler de Allah`tan başka ilah tanımayacağız ve Allah`tan başkasına ibadet etmeyeceğiz. Bizim peygamberimiz Kur`an`ı hayatıyla yaşadı. Yürüyen canlı bir Kur`an oldu. Bizler de onun ümmeti olarak Kur`an`la hayatımıza yön vermeliyiz. Peygamberimiz, bize kılavuz olsun diye sünnetini bırakmıştır. Eğer O`nun ümmeti olduğumuzu iddia ediyorsak; O`nun sünnetine sımsıkı sarılacağız. Peygamber Efendimiz hayatı boyunca kimseye haksızlık ve ihanet etmedi. Velev ki gayri müslim de olsa. Biz de onu sevdiğimizi söylüyorsak çevremize haksızlık ve ihanet etmeyeceğiz."
 
"Bir mümin asla yalan söyleyemez"
Peygamber efendimizin asla yalan konuşmadığını aktaran Aslan Hoca, "Peygamberimiz; Bir müminin korkak olabileceğini, cimri olabileceğini; ama asla yalancı olamayacağını söylüyor. O`nu sevdiğimizi ispat etmek istiyorsak asla yalan söylemeyeceğiz. Arkadaşlığımızı, ticaretimizi, diğer bütün ilişkilerimizi asla yalan üzerine bina etmeyeceğiz. Bir insanın sözü, eğer doğru değilse ibadetleri de doğru olmaz. Ayrıca peygamberimiz, kula kulluk etmez, rızkını Allah`tan başka hiç kimseden beklemezdi. Bizler de kula kulluğu bırakıp Allah`a kul olmalı ve her yerde rızkın gerçek sahibinin Allah olduğunu bilmeliyiz" ifadelerini kullandı.
 
"Müslümanlar İslam düşmanlarına boyun eğmemeli"
Müslümanların tıpkı Peygamber efendimiz gibi İslam düşmanlarına boyun eğmemesi gerektiğine söyleyen Aslan Hoca, küfre hizmet noktasında Müslümanların asla taviz vermemesi gerektiğini kaydetti. Aslan hoca, "İki cihan güneşi hiçbir günah işlemediği halde günde 100 defa tevbe ve istiğfar etmiştir. Bizler de günahlardan uzak durmalı ve ısrarla tevbe ve istiğfar etmeliyiz. O, haram lokma yememiş ve kimseye de yedirmemiştir. Kimseyi incitmemiş ve alay etmemiştir. Biz de mesuliyetini yüklediğimiz ailemizin ve çocuklarımızın boğazına haram lokma sokmayacağız. Dedikodudan, gıybetten kardeşliğimizi bozacak kalbi hastalıklardan uzak durarak peygamber efendimize olan sevgimizi ispat edelim" dedi.
 
"Bu dava için her şeyimizden vazgeçmesini bileceğiz"
Peygamber efendimizin, zamanı geldiğinde Allah için her şeyinden vazgeçip hicret ettiğini anımsatan Aslan, "Bizler de zamanı geldiğinde bu dava için her şeyimizden vazgeçmesini bileceğiz. Peygamberimiz, kızdığı zaman çareyi namazda arardı. Günümüzde acaba kızdığı zaman onun bunun kalbini kıran, hanımını boşayanlar ona ümmet olduğunu iddia ediyorsa bunu sünnetin neresine koyacakla? Peygamber efendimizin kızı Hz. Fatıma (r.anha) eve girdiği zaman onun önünde kalkar, onu öper koklar, hal-hatırını sorardı. Ve bu O`nun babalık otoritesine bir halel getirmiyordu. Biz de evladımız okuldan geldiği zaman onun önünde kalksak, hal hatırını sorarsak ne olacak? Babalık otoritemiz mi sarsılacak? Yoksa daha da kuvvet mi kazanır? Bu sünnetleri hayatınızı aktarmak zorundayız. Kutlu doğum ayını bu şekilde idrak etmek zorundayız. Yoksa sadece mitinglere katılmak ondan sonra bir dahaki seneye kadar peygamberimiz anmamak olamaz. Bu kutlu doğum anlayışına terstir" diye konuştu. (Fırat Arslan - İLKHA)




 

DİĞER HABERLER
SON DAKİKA
Tümü
YAZARLAR
Tüm Yazarlar