30 Temmuz 2014
Çarşamba

Kürtler ve Hz. Musa - 1

Başlığı görenler Hz. Musa zamanında Kürtlere ait bir vakayı dile getireceğimi düşünmüş olabilirler.
Eklenme : 11 Şubat 2013 Pazartesi 12:12:00
Başlığı görenler Hz. Musa zamanında Kürtlere ait bir vakayı dile getireceğimi düşünmüş olabilirler. Zannedildiği gibi, Kürtlerin Hz. Musa zamanında nasıl yaşadıklarına dair efsanelere girmeyeceğim. Ama Hz. Musa’nın hayat hikâyesinde Kürtlerin özgürlük reçetesinin saklı olduğunu söyleyebilirim.

Konunun akışına göre geçmişlerin hikâyelerinden örnekler getiren Kuran-ı Kerim’de, en çok bahsi geçen peygamberdir Hz. Musa. Evvelkilerin hikâyelerini yalnızca bir hikâye olsun diye anlatmayan Kur’an’ın bu tarihsel bilgileri bize sunma sebebi, her bir detayının ayrı bir zenginlik içermesindendir. “Kendisinde şüphe bulunmayan bu kitap, sakınanlar için gerçek bir yol göstericidir.” (Bakara: 2)

Öncelikle Hz. Musa’nın müstekbir Firavun’a karşı mücadelesine ait bazı detaylara değinmek konuyu anlamamıza yardımcı olacaktır. Hz. Musa’nın mensubu olduğu İsrail oğulları kavminin iradesine ipotek koyarak hüküm süren ırk ve zümrenin kurucusu ve koruyucusu Firavun ve rejimi; bürokratik, askeri ve ekonomik olarak en görkemli dönemlerini yaşıyorlardı. İsrail oğulları ise hakları gasbedilmiş, köle olarak çalıştırıldıkları için yok olmaları istenmemekle beraber, siyasi ve sosyal alanda varlıklarına müsaade edilmeyen, kendi kültür ve eğitimlerini yaşatma izni olmayan, mustazaf bir halktı. Aynı devlette yaşayan iki halkı eşit saymayan bu düzene karşı Hz. Musa’yı Resul olarak gönderen Rabbi, öncelikli meselesinin İsrail oğulları kavminin özgürlüğünün sağlanması olduğunu bildirmiştir. Böylece nebevi olan bu mücadelenin ana programı, mustazaflaştırılmış ve hakları gasbedilmiş bir millet olan İsrail oğullarının özgürleştirilmesi olarak ortaya konmuştur. “Musa dedi ki: Ey Firavun! Şüphesiz ki ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Bana, Allah hakkında sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil getirdim. Haydi, İsrail oğullarını benimle gönder.” (A’raf:104-105)

Kendi kavminin özgürlüğünü zorba Firavun karşısındaki ilk karşılaşmasında dile getirip mücadelesinin temel amacını ortaya koymuştur önder Hz. Musa. Firavun’un iman eden sihirbazlara ”Şüphesiz bu, İsrail oğulları halkını oradan çıkarmak için şehirde kurguladığınız bir tuzaktır.”(A’raf:123) diye çıkışması, bu mücadelenin nihai hedefinin İsrail oğullarının özgürlüğü olduğu hakikatini doğru algıladığını göstermektedir. Bir halkın haklarını gasp etmek suretiyle imtiyazlı bir konuma yükselmiş olan Firavun ve yandaşları, İsrail oğulları adına direniş bayrağını yükselten Musa ve Harun kardeşlere karşı, hemen acil eylem planları oluşturmuşlardır. Bu planları, günümüzde olduğu gibi ‘komplo’, ‘tehdit’, ‘ işkence’ ve ‘imha’ üzerine kuruluydu. Firavun, Hz. Musa ve Hz. Harun’a karşı ilk eylem planı olarak emre amade sihirbazları vazifeye çağırarak demokrasi şöleni(!) ve fikir özgürlüğü(!) ortamında mağlup olmasını ummuştur. Ancak ilahi öğreti ile hareket eden Musa ve Harun kardeşler karşısında karizmayı çizdirmiş olmanın öfkesiyle askeri vesayetle yönetilen rejimlerin genel mizacı olan tehdit ve işkenceden müteşekkil ikinci eylem planını uygulamaya başlamıştır. “Firavun, (iman eden sihirbazlara) şöyle dedi: Andolsun ki, sizin el ve ayaklarınızı çaprazlama kesecek ve hepinizi asacağım.”(A’raf.124)

Musa Peygamberin isabetli hamleleri karşısında ve ilahi yardım neticesinde köşeye sıkışan Firavun ve yandaşları, İsrail oğullarının özgürlüğünü her defasında pazarlık malzemesi olarak masada tutmuş, böylece ‘şantaj’ olan diğer bir eylem planını uygulamaya koymuştur. “Üzerlerine azap çökünce; Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve İsrail oğullarını seninle birlikte göndereceğiz.”(A’raf: 134). Bu ayetten anlaşıldığı üzere Musa ve Harun’un, Firavun ve fikriyatı karşısındaki mücadelesinin ilerleyen safhalarında İsrail oğullarının özgürleştirilmesi konusu gündemden hiç düşmedi ve mücadelenin asıl hedefi olarak bir bayrak gibi sürekli olarak dalgalandırıldı. Nihayetinde Allah(C.C.), uzun ve çetin bir mücadele sonunda ilahi vahiy ile hareket eden Hz. Musa’nın önderliğine sığınmış mustaz’af İsrail oğullarını vaat ettiği gibi zorba topluluğun sahip olduğu topraklara mirasçı kıldı. “Mustazaflaştırılmış olan kavmi ( İsrail oğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yeryüzünün doğu ve batı taraflarına varis kıldık. Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşısında gerçekleşmiş oldu. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) inşa ettiklerini yerle bir ettik.”(A’raf:137)

Hz. Musa’nın Firavunla mücadele dönemine ait bu detayları verdikten sonra, başlıkta değinilen Kürtlerle ilgili olan kısmına döneceğiz.

Devam edecek...

İbrahim SADUNOĞLU / doğruhaber
 
 
 

DİĞER HABERLER
SON DAKİKA
Tümü
YAZARLAR
Tüm Yazarlar