20 Eylül 2014
Cumartesi

Kadınlar Camiye Gidebilir mi?

Hz. Aişe (r.anha) validemizden rivayet edilmiştir. Dedi ki: "Resulullah (salallahu aleyhi ve sellem) sabah namazını şafak karanlığında kılıyordu. Müminlerin hanımları (namazdan sonra, aydınlık yayılmadan) ayrılıyorlardı ve şafak karanlığından dolayı tanınmıyorlardı." (Buhari, Müslim)
Eklenme : 08 Aralık 2011 Perşembe 09:06:00
Yine Hz. Aişe (r.anha)’dan rivayet edilmiştir. Dedi ki: “Şayet Resulullah (aleyhi`s-salatu ve`s-selam) kadınların (kendisinden sonra) ortaya çıkardıkları şeylere yetişseydi, İsrailoğullarının kadınlarının men edildikleri gibi onları camiye gitmekten men ederdi.” Amre’ye; “Men edildiler mi?” diye sordum “Evet” dedi. (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Şeyh Mansur Ali Nasif’in “Tac” adlı eserinin şerhinde dediği gibi birinci hadis; kadınların mescitlere ve bayram namazı, yağmur duası gibi hayır topluluklarına çıkmalarının caiz olduğunu ifade eder. Ancak ikinci rivayet ise men edilmelerini ifade eder. (Et-Tac 1/236) Yine Hz. Aişe (r.anha) validemizden rivayet edilen başka bir eserde kadınların sonradan yaptıkları bazı şeyler açıklanmıştır:
 
İbn-u Abdilberr Hz. Aişe(r.anha)’den merfu’ bir senetle şöyle rivayet ediyor: “Ey insanlar! Kadınlarınızı camilere süslü elbiselerle gitmekten ve çalımla yürüyüp gururlanmaktan sakındırın. Hiç şüphesiz İsrailoğulları, kadınları camilerde süslerini giyinip gurur ve çalımla yürümeyinceye kadar lanete uğramadılar.” (Feyd-ül Kadir, c.1 shf: 274 eski baskı)
Demek kadınların camilere gidebilmelerinin ve hayırlı topluluklara katılabilmelerinin şartları vardır. O şartlar yerindeyse camilere ve diğer hayırlı yerlere gidebilirler. Yoksa gidemezler. O şartlar da yine hadislerde zikredilmiştir. Yukarıda Hz. Aişe validemizden rivayet edilen ikinci ve üçüncü hadislerde, Efendimiz Aleyhissalatu vesselamın zamanında olmayıp sonradan kadınların, heva ve heveslerine uyarak ortaya çıkardıkları uygun olmayan bazı şeylerden söz edilmektedir. Özellikle üçüncü hadiste süslü, dikkat çekici ve şık (tabii ki o zamanın şartlarına göre) elbiselerden ve yine dikkat çekici yürüyüşten bahsedilmektedir. O halde bu iki hal camiye gitmeye engeldir. Zira bu, erkeklerin dikkatini çekip onların fitneye girmelerine sebeptir.
 
Abdullah’ın hanımı Zeynep (r.anhüma) anlatıyor: “Hz. Resulullah aleyhi`s-salatu ve`s-selam bize dedi ki; Biriniz camiye geldiğinde kokuya el sürmesin.”(Müslim)
 
Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: Hz. Resulullah aleyhi`s-salatu ve`s-selam buyurdular ki: “Bir kadın buhur (tütsü) kullanmışsa bizimle beraber yatsı namazında hazır bulunmasın.” (Müslim, Ahmed, Nesai, Ebu Davud)
 
Abdullah bin Ömer (r.anhüma) anlatıyor: Efendimiz Aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Allah’ın kadın kullarını Allah’ın mescitlerinden alıkoymayın. Ancak (esans gibi) güzel koku sürünmeden çıksınlar.”(Ebu Davud)
 
Bu üç hadis-i şerifte, camiye giderken çeşidi ne olursa olsun kadının güzel koku kullanmasının haram olduğu ifade edilmiştir. Ancak gerek koku, gerek şık ve süslü elbise gerekse de çalımlı yürüme olsun sadece cami ile sınırlı değildir. Hem mesele sadece koku, güzel elbise ve çalımlı yürümeyle de sınırlı değildir. Aksine kadın dışarıya çıktığında nereye giderse gitsin erkeklerin dikkatini çekecek hangi tavır ve kıyafete girerse girsin haram işlemiş olur.
 
Ebu Musa El-Eşari (radiyallahu anh) anlatıyor: Efendimiz Aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Herhangi bir kadın güzel koku sürünür sonra da kokusunu alsınlar diye çıkıp bazı erkeklerin yanından geçerse zina etmiş olur ve her göz de zina eder.” (Ahmed/el-Müsned, Nesai, Hakim/el-Müstedrek) Ebu Davud ve Tirmizi’den de benzer bir hadis rivayet edilmiştir.
Münavi diyor ki: Yani bunu yapan kadın kendini zinaya hedef haline getirip esbabı yolunda çalışıyor ve zinayı arzu edenleri davet etmiş oluyor. İşte bu sebeple mecazen “zinakâr” diye isimlendirilmiştir. Çünkü erkek topluluklarının içinde, kadınlara –özellikle de güzel koku sürünmüş ise- şiddetli arzu duyan kimselerin olmaması çok nadirdir. Bazen şehvet galebe çalar, azim kesinleşir ve gerçek zina vaki olur. Yanından geçsinler diye erkeklerin geçtiği yolda oturan kadın da onların yanından geçen gibidir. (Feyd-ül Kadir 1/276)
 
Hadis-i şerifte geçen “Her göz zina eder.” cümlesi için Münavi şunları söylüyor; “Yani erkekten olsun, kadından olsun haram olana bakan her göz için zinadaki payı hâsıl olur. Zira gözün zinadaki payı bakıştır.” Seleften bazıları bu konuda çok titiz davranmışlar; İbn-ü Ömer (r.anhüma) bir kadının oturduğu yere, daha soğumadan bir erkeğin oturmasını nehyetmiştir. (Feyd-ül Kadir 2/147)
 
İbn-u Dakik el İd şunları söylemektedir: “Koku gibi erkeklerin dikkatini çeken her şey, hükümde kokuya tabidir. Zira kokunun haram kılınmasının sebebi şehveti harekete geçirmesidir. O halde, güzel giyiniş, eseri görünen süs ve ziynetler, çalımlı yürüyüş ve endam da (koku gibidirler.)” (Feyd-ül Kadir 1/387)
 
Abdullah bin Ömer (r.anhüma) anlatıyor: Efendimiz Aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Kadının tek başına kıldığı namazı (erkeklerin bulunduğu) topluluk içerisinde kıldığı namazından yirmi beş derece daha faziletlidir.” (Deylemi, Firdevs, Ebu Naim Hilye)
 
Kadının en gizli ve kuytu yerlerdeki namazının daha faziletli olması oralarda fitneden emin olması sebebiyledir. (Feyd-ül Kadir 4/222)
 
Fitne, âlimlerin dediği gibi erkeğin, kalbinde ve nefsinde o kadına karşı bir şeylerin kıpırdayıp hareket ettiğini hissetmesidir. Zira bu durum çoğu zaman beraberinde veya akabinde başka bir haramı getirir, hatta bazen aynı kadınla olmasa bile bu iş için uygun ve mümkün olanla daha büyük haramın işlenmesine sebep olur. Bu vakalar, bahusus günümüzde çokça duyulmaktadır.
 
Demek, İslam’ın kadına “Evinizde oturun!” (33/33) emri, ona çok değer verdiğinden, onu çoğunlukta olan düşmanlarının saldırılarından muhafaza etmek ve ona gelecek en gizli tehlikeyi bile defetmek içindir. İffet, namus, insanlık ve dolayısıyla İslam düşmanlarının; nefislerini ve kötü emellerini tatmin ev icra etmeleri için ortaya attıkları “Köleleştirme” tabiri ise hezeyandan başka bir şey değildir. Satılık mal pazarlarda sergilenir. Para ve mücevherat ise, gizli yerlerde, çelik kasalarda ve yer altı hazinelerinde muhafaza edilir.
 
Yukarıdaki açıklamalar cami ve ibadet için ise, okul, dükkân, market, spor, televizyon programları vs. için gereken tedbirleri akl-ı selime havale ediyoruz.
 
Hadis-i şeriflerden anladıklarımız:
 
1- Efendimiz Aleyhissalatu vesselam devrinde kadınlar camiye gitmişler.
2- Hem gece hem gündüz kadınlar camiye gidebilirler.
3- Parfümlü, süsleri açık ve örtüye riayet etmeyen kadının camiye veya başka yerlere gitmesi caiz değildir.
4- Kadının camiye gidebilmesi için kocasından veya velisinden izin alması gerekir. İzinsiz gitmesi caiz değildir.
5- Tüm şartları yerinde olsa bile kadının evde namaz kılması daha iyidir.
6- Farz veya sünnet bir iş için olsun kadının dışarıya çıkmasının ve ona izin verilmesinin caiz olması, fitne korkusunun olmadığı durumlar için geçerlidir. Aksi takdirde hem çıkması hem ona izin verilmesi caiz değildir.
“Yaşayanların ve ölenlerin fitnesinden Allah’a sığınırız!”
 


Abdulkuddüs Yalçın / İnzar Dergisi / Aralık 2011

 

DİĞER HABERLER
SON DAKİKA
Tümü