01 Ağustos 2014
Cuma

Ebu`l-Hasen el-Harakani Hazretleri

Anadolu`nun İslam`la müşerref olması için hem manevi yönden hem de kılıcıyla mücadele etti. Bu uğurda şehadet şerbeti içti. Silsile-i Aliye`den altıncısı oldu. Gazneli Mahmut`u irşad etti. Mevlana`ya ilham oldu. Kendisinden yıllar sonra da bahsedilip hürmet gösterildi
Eklenme : 19 Ocak 2012 Perşembe 10:25:00


Feyzullah Zerey / Doğruhaber

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Kars konuşmasında yapımı devam eden bir heykele "ucube" derken sadece heykelin şeklini değil bulunduğu mekânı da işin içine katarak ısrarla diyor ki: "Ebul Hasan Harakani`nin türbesinin, camisinin, külliyesinin bulunduğu bir mekana bu heykel yakışmamış, bu heykel burada ucube olmuş!"

Başbakan, Kars konuşmasında ısrarla Ebul Hasan Harakani Hazretlerinin ismini tekrarlıyor. Peki o kimdir, neler yapmıştır? Bizim için ne ifade ediyor?


İran`ın Horasan bölgesinde Bistâm şehrinin Harakan Köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Meşhur mutasavvıf Bâyezîd-i Bistâmî`nin manevi irşadıyla ruhi terbiye görmüş, yıllarca Bâyezîd-i Bistâmî`nin türbedarlığını yaptı.


Manevi mertebesi çok yüksek olan Harakânî Hazretleri; zor riyazet, çetin mücadele ve çilelerle dolu bir hayat yaşadı. Ünlü tarihçilerden Attâr`ın yazdığı Tezkiretü`l-Evliyâ kitabı günümüzde Britsh Museum`da bulunuyor. İşte bu kitapta Harakânî Hazretlerinin bazı sözleri ve mekıbelerinden bahseder.


Attâr, İbn Sînâ ve Gazneli Mahmud onu ziyaret etmek için Harakân`a gelmiş ve kendisiyle konuşmuşlardır.

Nakşibendiyye silsilesinde önemli bir yer verilen ve Üveysîliği üzerinde özellikle durulan Harakânî, Aynülkudât el-Hemedânî, Necmeddîn-i Dâye, Attâr, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî gibi büyük mutasavvıfları derinden etkilemiştir.

SİLSİLE-İ ALİYYE`DENDİR

Harakânî Hazretleri, Silsile-i Aliyye denilen büyük âlim ve velîlerin altıncısıdır. Silsilet-üz-zeheb yani altın silsile de denilen bu büyük zatlardan Harakânî Hazretlerine kadar olanlar şunlardır: Peygamber Efendimiz, Ebu Bekr-i Sıddık, Selman-ı Farisi, Kasım bin Muhammed, Cafer-i Sadık, Bayezid-i Bistami, Ebul Hasan Harkani...


On iki yıl boyunca Bayezid-i Bistami Hazretlerinin türbedarlığını yaptı ve burada Kur`an`ı hıfzetti. "Yâ Rabbî! Bâyezid`e ihsân ettiğin Sana âit ilimlerden, büyüklüğünün hakkı için, Ebü`l-Hasan kuluna da ihsân eyle!" diye yalvarırdı. Yıllar sonra duası makbul oldu. Manevi mertebelere ulaştıktan sonra talebe yetiştirmeye başladı.


YILLARCA SONRA YARALARINDAN KAN AKTIĞI GÖRÜLDÜ

Seyahatname`sinde garip olaylar anlatan Evliya Çelebi, Kars Kalesi`nin III. Murad devrinde Lala Mustafa Paşa tarafından tamir edildiğini anlatır. İşçiler bir rüya üzerine yeri kazınca üzerinde, "Menem şehîd ü saîd Harakânî" ibaresi yazılı dört köşe bir somaki mermer bulunmuştur. Gaziler mermeri tekbir ve tevhidle kaldırınca kabir ortaya çıkmıştır. Yaralı pazusuna sarılı makrame ile sırtındaki hırkasının bile henüz çürümediği görülmüş; vücudunun sağ tarafındaki yarası hâlâ kanamakta imiş. Gaziler yine tekbirle kabri kapamışlar. Orada Harakânî adına bir tekke ile bir cami inşa ettirilmiştir. (Seyahatname, 11,330)

GAZNELİ MAHMÛD KENDİSİNE HAYRAN KALIR

Şeyh Harakanî`nin şöhretini duyan Gazneli Mahmûd, adamlarıyla birlikte, biraz da onu imtihan maksadıyla Harakan`a gelir. Şeyh Harakanî, ona özel bir ilgi göstermediği gibi, ayağa da kalkmaz. Bir süre beraber kalırlar. Sultan kendisine hayran kalır ve saygı göstermeye başlar. Ayrıldıklarında Şeyh Harakanî onu ayakta uğurlar. Sultan bunun sebebini sorar. Şeyh Harakanî, şu karşılığı verir, "İlk gelişinizde padişahlık gururu ve bizi imtihan niyetiyle geldiniz. Ama şimdi dervişlerin haliyle ayrılıyorsunuz. Dervişlik devletine ve tevâzu haline saygı gerekir."


Gazneli Mahmûd, Harakanî ile bir başka görüşmesinde ondan nasihat istedi. Şeyh dedi ki: "Şu dört şeye dikkat et! Günahlardan sakın, namazını cemaatle kıl, cömert ol, mahlûkata şefkatle muamele et!"


MEVLÂNÂ VE BEDİÜZZAMAN DAHİ ONU ÖVDÜ

Harakani Hazretleri öyle bir hayat yaşadı ki, ölümünden sonra gelen Mevlânâ Celaleddin-i Rumi Hazretleri gibi birçok zat kendisinden övgüyle bahseder. Mevlânâ birçok sohbetinde "Bizim söylediklerimiz Ebu`l Hasan Harakani`den aldıklarımızdan başka bir şey değildir" demiştir. Bediüzzaman Hazreteleri de; Ebul Hasan El Harakani Hazretleri`ni, ölmelerine rağmen halen yeryüzünde tasarrufu devam eden beş büyük zattan biri olarak ifade eder.

VEFATI

Hicrî 421-429 tarihleri arasında vukû bulan Kars muharebelerine dervişleriyle katılmış olan Ebu`l-Hasan Harakanî Hazretleri bu savaşların birinde sağ bacağından ve sol pazusundan aldığı darbelerden açılan yaralar neticesinde, Kars sınırında bulunan Yahniler Dağı mevkiinde Muharrem`in 10. gününde şehid olmuştur.

NELER DERDİ?

"Kalb uyanıklığının belirtisi Allah`ı zikrettiğin zaman Allah`ın da seni andığını duymandır."

"Doğruluk, kalbin konuşmasıdır, yani kendisinde olanı söylemesidir."

"Allahü Teala için yaptığın her şey ihlastır. Halk için yaptığın her şey de riyadır."

"Rasulullah Efendimizin varisi; O`nun işlerine uyan ve şeriatına tabi olandır."

"Şu iki kişinin çıkardığı fitneyi, şeytan bile çıkaramaz: Dünya hırsına sahip alim ve ilimden yoksun sufi."

"Şu üç şeyi muhâfaza etmek zordur: Hak ile iken sırrı, halk ile iken dili, amel yaparken temizliği."

"Bir mümin kardeşinizi ziyârete gittiğinizde, Allahü teâlânın rahmetine kavuştuk diye îtikâd edin."

"İlimden en fazla nasîb alan, onunla amel edendir. En fazîletli amel ise, üzerine farz olandır."

"Bir mümin kardeşini sabahtan aksama kadar incitmeyen kimse, o gün aksama kadar Peygamber Efendimizle yaşamış olur. Eğer bir mümin kardeşini incitirse, Allahü Teâlâ onun o günkü ibâdetini kabûl etmez."

"Her gün akşama kadar halkın beğendiği ve memnun kaldığı işler yapasın. Her gece de sabaha kadar Hakk`ın beğendiği amel ile olasın."

"Sabahleyin yatağından kalkan âlim, ilminin artmasını, zâhid zühdünün artmasını ister. Ben ise bir kardeşinin gönlünü neşeyle doldurma ve onu sevindirme derdindeyim."

"Türkistan`dan Şam`a kadar olan sahada birinin parmağına batan diken, benim parmağıma batmıştır, birinin ayağına çarpan taş, benim ayağıma çarpmıştır. Onun acısını ben de duyarım. Bir kalpte üzüntü varsa, o kalp benim kalbimdir."

"Cennet ve cehennem yok demiyorum. Benim dediğim, cennet ve cehennemin benim nezdimde yeri yoktur; zira her ikisi de mahluktur. Benim rağbetim ise mahlûkata değil, Hâlika`dır."

"Herkes, hiçbir şey bilmediğini anlayıncaya kadar hep bildiğiyle övünür, durur. Nihayet hiçbir şey bilmediğini anlayınca bilgisinden utanır ve işte o zaman marifet kemale erer. Çünkü gerçek bilgi bilmediğini bilmektir."

"Sulh bütün halkla, cenk ise nefsledir."

"Sen nefsin peşinde koştukça o senin padişahın; ondan yüz çevirince de sen onun padişahı olursun."

"Bir erkek çarşaf giymekle nasıl kadın olmazsa, sen de hırka giymekle bu yolun eri olamazsın. Önce gönlünü arıtmaya bak!"

"İnsanlar üç zümredir: Sen kendisini incitmediğin halde o seni incitir. Sen kendisini incitirsen o da seni incitir. Sen kendisini incitsen de o seni incitmez. Bir mümini incitmeden sabahtan aksama varan, bir kimse o gün akşama kadar Hz. Peygamber (sav) ile yaşamış gibi olur. Eğer mümini incitirse Allah onun o günkü ibadetini kabul buyurmaz."

"Çok ağlayın, az gülün, çok susun, az konuşun, çok verin, az yiyin, başınızı yastıktan uzak tutmaya çalışın."

"Allah`ım; Keşke ben ölseydim de, başkaları ölümü tatmasaydı"

"Keşke bütün yaratılmışların cezasını bana çektirseydiler de, onlar cehenneme gitmeseydiler"
"Allah`ım gariplerin benim tekkemde ölmelerine müsaade etme Zira Ebu`l Hasan`ın tekkesinde bir garip öldü derlerse, ben o garibin ölümüne tahammül edecek güce sahip değilim."

DİĞER HABERLER
SON DAKİKA
Tümü
YAZARLAR
Tüm Yazarlar