| 11 Ekim 2011 Salı 10:43:00 |
![]() |
Günümüzde camilerin durumu, toplum içindeki fonksiyonları, camilere olan ilgi ve daha birçok konuyu Viranşehir Cami-Der Başkanı Mehmet Acet ile konuştuk. Camilerde cemaatlerin azlığından yakınan Acet, camilere olan ilgiyi arttırmak için Müslümanlara ve cami imamlarına önemli görevler düştüğünü söyledi. Türkiye tarihinin camiler konusunda pek de iç açıcı olmadığını belirten Acet, bir dönem camilere yönelik devletin ve mürted örgütün baskı ve saldırılarını hatırlattı.
Her yıl ekim ayının ilk haftası “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanıyor. Camilerin yılın sadece bir haftasında hatırlanıyor olması sizce yeterli midir?
Rabbimiz Tevbe süresinin 18’inci ayetinde: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır” diye buyurmaktadır. Asırlardır müminler kendilerine bu ayeti rehber ederek yeryüzünde yüz binlerce cami inşa etmişlerdir. Camiler asırlarca Müslümanların gündeminden hiç düşmemiş ve toplumsal yaşantının her yerine sirayet etmiştir. Fakat günümüzde maneviyata vurulan darbeler neticesinde camilere olan ilgi azaltılmış ve birçok cami cemaatsiz duruma getirilmiştir. Her yıl ekim ayının ilk haftasının “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanması camilerin hazırlanması, yeniden Müslümanların gündemine gelmesi açısından önemli fakat yetersizdir. Çünkü camiler gibi önemli mekânlar yılın her günü hatırlanmalı ve işlevini böyle sürdürmelidir.
CAMİLER TOPLUMSAL HAYATIN HER YERİNDEDİR
İslam toplumunda camilerin öneminden kısaca bahseder misiniz?
Asr-ı saadette cami; hem ibadet yeri, hem meclis, hem karargâh, hem adliye ve hem de okul görevi görmekteydi. Peygamber Efendimiz Müslümanlar ve gelen yabancı elçiler ile görüşmelerini camide yapardı. Camide eğitim gören ve Ashab’ı Suffa olarak bilinen sahabeler burada yetişmişler ve İslam’ın yayılmasında öncü rol oynamışlardır. Savaş anlarında ise camiler hastane görevi görmüştür. Bu uygulama asırlar boyu sürmüş ve toplumsal yaralara adeta ilaç olmuştur. Camilerin bu faydalarından dolayı Müslümanlar bir beldeyi fethettiğinde ilk olarak cami inşa etmişlerdir. Peygamber Efendimiz de Hicret yolunda bile mescit (Kuba Mescid’i) inşa etmiş ve Medine’ye vardığında ilk olarak Mescid-i Nebevi`yi inşa etmiştir. Yani İslam devletinin ilk kurulan binası camidir. Bu durum da bizlere caminin İslam toplumu için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE İSLAM’A SALDIRILIYOR
Asrı sadette ve sonraki asırlarda camiler bu derece önemli iken, günümüzde camilere ilgisizliği neye bağlıyorsunuz?
Neredeyse iki asırdır İslam’a toplu savaş açılmış ve Müslümanlar her alanda geri bırakılmıştır. Teknolojinin de gelişmesi ile ahlaka ve maneviyata büyük bir savaş açılmış ve bunda büyük başarı sergilenmiştir. Ahlakın ve maneviyatın gerilemesi imanı zayıflatmış, iman zayıflayınca ibadet eksilmiş ve ibadet eksilince de camilere olan ilgi azalmıştır. Camilere gelişler azalınca da ilim öğrenilememiş ve toplum olarak cahil kalmışız. Günümüzde bile inanca yapılan sistemli saldırılar artarak devam etmektedir.
İSLAM CAHİLLİĞE SAVAŞ AÇMIŞTIR
Camilere ilgi azalınca cahil kaldığımızı söylediniz. Bunu biraz daha açabilir misiniz?
Cami eksenli bir hayat süren Müslümanlar sayısız cami inşa etmiş ve camilerin yanına sayısız medrese inşa ederek cahilliğe savaş açmıştır. Bu medreselerde insanlığa faydalı, sayısız başarıya imza atmış ve günümüz teknolojisine kapı aralamış sayısız âlim yetişmiştir. Günümüzde birçok buluşun altında bu medreselerde yetişen Müslüman bilginlerin mührü bulunmaktadır. Emperyalist güçler bunu bildiğinden camilere düşmandırlar. Bugün yaşadığımız coğrafyada İslam’ın sağlam temeller üzerine kurulmuş olmasının arkasında da cami ve medreselerde verilen eğitim ve halkın bu ilim meclislerinden istifadesi vardır. İslam eğitime önem verdiği için hemen her caminin bitişiğinde Ashab-ı Suffa’nın eğitim aldığı gibi medreseler açmışlardır.
CAMİLER MÜSLÜMANLARI BİR ARADA TUTUYOR
Camilere neden düşmanlık ediliyor?
Allah’u Teâlâ Bakara süresi 114’üncü ayetinde: “Allah’ın mescitleri içinde, Allah’ın isminin anılmasını men eden ve o mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? İşte o zalimler yok mu, onların bu mescitlere korka korka girmekten başka hakları yoktur. Bunları yapan o zalimlere, dünyada büyük bir felaket ve mahrumiyet, ahirette de büyük bir azap vardır” diye buyurmaktadır. Camilere savaş açanlar, camilerin Müslümanları bir arada tutuğunu ve oyunlarını bozduğunu bilmekteler. İşgâl etikleri Müslüman topraklarda ilk olarak camilere saldırarak bilinçaltlarındaki kinlerini kusmaktadırlar. Günümüzde Siyonist İsrail terör devleti Mescid’i Aksa’nın altında tüneller kazmakta ve yıkımına zemin hazırlamaktadır. Camilere yapılan saldırının asıl sebebi camilerin yüklendiği fonksiyondur.
CAMİLER NİCE SALDIRILARA MARUZ KALDI
Peki, Türkiye camilere sahip çıkma veya camileri ihya etme konusunda ne durumdadır?
Türkiye’nin tarihi, camiler konusunda hiç de iç açıcı değildir. Yasaklanan ezanlar, kışlaya çevrilen, ahır olarak kullanılan, satılan, müzeye çevrilen veya başka kurumlar tarafından işgâl edilen camiler sayılmayacak kadar çoktur. Ayrıca cami ve eklentilerinde bulunan paha biçilmez birçok tarihi eser yıllarca kapılarına kilit vurulduğundan çürümüş veya çok cüzi bir fiyatla elden çıkarılmıştır. Ülkemizde vakıf edilen arazi ve yapılar arasında en önemli bölümü cami ve medreselerden oluşmaktadır. Bugün bile birçok resmi kurumun arsası cami veya medreselere ait durumda iken amacı dışında kullanılmaktadır. Camilere karşı yapılanlar sadece bunlarla sınırlı değil. İnanç turizmi adı altında uygun olmayan kıyafetler ile camiler ziyarete açılmakta ve ibadet eden insanların huşu içerisinde ibadetleri sekteye uğratılmaktadır.
Öte yandan, yakın tarihimizde bile camilerle ilgili acı olaylar yaşanmıştır. Özellikle 90’lı yıllarda camilerde Kur’an dersleri verildiği için cami imamları fişlenmiş, bir kısmı görevlerinden atılmıştır. Camilerde Kur’an dersi veren gençler cezaevlerine atılmış, örgüt üyeliğiyle suçlanmışlardır. Bir yandan devletin baskı altına aldığı camiler öbür yandan Mürted örgüt tarafından da saldırılara maruz kalmıştır. Nice âlimler, mollalar ve İslam için çalışan gençler şehit edilmişlerdir. Bu da tarihe kara bir leke olarak geçmiştir.
MÜSLÜMANLARA DÜŞEN GÖREVLER
Bu saldırılara karşı biz Müslümanlar ne yapmalıyız?
Müslümanlar olarak öncelikli görevimiz mescit ve camilerimizin asli fonksiyonlarına kavuşmasını sağlamaktır. Camilerin yapımı, bakımı ve ihtiyaçları konusunda elimizden geleni yapmalıyız. Camilerin süsü kadar içerisini cemaatle süslemeye çalışmalıyız. Camilerimizi ilim ve irfan yuvasına çevirmeliyiz. İmamlara elimizden gelen desteği göstermeli ve onların İslam’a hizmet etmeleri için gerekli şartların oluşturulmasında yardımcı olmalıyız.
İMAMLAR CAMİLERE HAPSOLMAMALI
Burada cami imamlarına ne gibi görevler düşmektedir?
İmamlar da görev yaptıkları caminin içerisinde hapsolmayıp cami cemaatine ve caminin bulunduğu muhite açılmalıdır. Başta tebliğ görevini yerine getirmeli ve maneviyatın gelişimine katkı sağlamalıdır. Bulundukları mıntıkanın bütün sorunları ile ilgilenmeye çalışarak toplumsal huzurun sağlanmasında yardımcı olarak İslam’ın güzelliklerini halka hissettirmelidir. Görev yaparken devlet memurluğundan ziyade din kardeşliğini insanlara hissettirmelidir.
CAMİ HAYATIMIZIN EN ÖNEMLİ PARÇASIDIR
Cami ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla Doğuruhaber’e konuşan Viranşehir İlçe Müftüsü Abdurrakıp Aslan, önemli tavsiyelerde bulundu. Viranşehir İlçe Müftüsü Abdurrakıp Aslan, camilerin inanan insanların hayatlarından ayrılmaz bir parça olduğunu söyledi. Yaklaşık yirmi yıldır Camiler ve Din Görevlileri Haftasının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kutlandığını belirten Aslan, bu hafta içerisinde yapılan etkinlik ve faaliyetlerde camilerin öneminin anlatıldığını ifade etti.
CAMİDE SADECE NAMAZ KILINMAZ
“Gözümüzü cami ile açıyoruz ve ebedi âleme camiden uğurlanıyoruz. Böylece cami doğumdan ölüme kadar hayatımızın en önemli parçasıdır” diyen İlçe Müftüsü Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cami merkezli bir hayat, cami odaklı bir hayat insanı ebedi hayata hazırlayan dünya sıkıntılarını gideren ve insanı huzur ve sükune kavuşturan bir husustur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında caminin; idari, ictimai, ekonomi, siyasi birçok önemli kararın alındığı yer olduğunu görüyoruz. Cami sadece namaz kılınan bir yer değildir. Peygamber Efendimiz büyük gazvelerin kararlarını burada alırdı. Seriyyelere gidiş ve dönüş noktası burasıydı. Önemli konuklar camide ağırlanırdı. İslam medeniyetinin eğitim sisteminde önemli bir yer tutan ve sayıları 400`ü bulan Asbab-ı Sufa camide kalırdı”
ONLARI CAMİYE ALIŞTIRIN
Camiye devam eden kişilerin ruh sıkıntılarından arındığını, manevi hastalıklardan kurtulduklarını vurgulayarak caminin insan ruhu ve psikolojisi üzerinde de etkili olduğunu dile getiren İlçe Müftüsü Aslan, çocukların da erken yaşta camiye alıştırılmaları tavsiyesinde bulundu. İleriki yaşlarda camiye alışmanın zor olduğunu anlatan Aslan, “Erken yaşta çocuklarımızı camiye alıştırmalıyız. Eğer erken yaşta camiye gelmemişse ileride camiye gelmesi zor olur” dedi.
|
||||||
|
||||||