| 06 Eylül 2011 Salı 14:49:00 |
![]() |
Aile toplumun temelidir. Bu temelle olan ilgi ve alaka ne kadar sağlam olursa toplum da o kadar sağlam olur. Ancak aile bireyleri, artan ahlaki yozlaşma, internet ve televizyonun yanlış kullanımıyla birlikte birbirlerine huzur ve mutluluk vermek yerine çoğu zaman eziyet verebiliyorlar. Aile içi şiddet, madde bağımlılığına yakalanan çocuklar ve boşanma ile biten evliliklerin gün geçtikçe artması, toplumda aile yapısının tehdit altında olduğuna işaret ediyor.
Tüm bu tehlikeler göz önünde bulundurularak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, aile yapısını koruma amacıyla ilk olarak 2003 yılında başlayan ve sayıları gittikçe artarak Türkiye geneline yayılan “Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu” birimleri kuruldu. Özel bir eğitim sonrası göreve başlayan aile irşat ve rehberlik bürosu çalışanları; telefon, yüz yüze görüşme, internet, seminer ve konferanslar aracılığıyla aile kurumunu korumaya çalışıyor, kendilerine yönlendirilen soruları yanıtlıyor, sorunlarla mücadele ediyorlar.
Biz de bu haftaki sayımızda aile irşat ve rehberlik bürolarının oluşum, amaç, çalışma şekillerini araştırdık. İstanbul’da bulunan toplam 33 aile İrşat ve Rehberlik Bürosu’na başkanlık yapan İstanbul İl Müftü Yardımcısı Kadriye Avcı Erdemli konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
Hocam, öncelikle Aile İrşat ve Rehberlik Büroları’nı tanımlar mısınız?
Dikkat ederseniz, büronun ismi “aile bürosu değil”, “Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu.” İrşat; dini konuda insanları aydınlatmak manasındadır. Aile, bireylerden oluşan bir kurumdur dolayısıyla bu kurumda kişiler dinden müstağni olamaz. Aile bireyleri aile içi ilişkilerde, nişanlılık, evlenme, hamilelik, çocuklarla münasebetler, boşanma gibi süreçlerde birçok sorunlarla karşılaşıyorlar ve tabii olarak bunların dini karşılıklarını öğrenmek istiyorlar. Aile İrşat büroları; ailelere dini danışmanlık hizmeti veren bürolardır. İnsanın var olduğu her yerde din vardır ve aile bireylerinin de bu dini bilgileri öğrenmeye ihtiyacı vardır. Bu nedenle Aile İrşat Büroları, Başkanlığımız tarafından kurulmuş ve birçok ilde hizmet vermektedir. İstanbul bürosu ise ilk kurulan pilot illerden biridir. Ancak İstanbul nüfusu yoğun bir il olduğu için bir büro yeterli olmamaktadır. Bu nedenle ilçelerde de bürolar açtık. Şu anda, İstanbul’da bir merkez 32 de ilçe şubelerimiz olmak üzere toplam 33 aile irşat büromuz mevcuttur. Yeni kurulan ilçelerimizde de yeni bürolar kurma çalışmalarımız var.
AİLE FERTLERİNİN DÜNYA VE AHİRET MUTLULUĞUNU AMAÇLIYORUZ
Aile İrşat ve Rehberlik Büroları’nın varlık amacı tam olarak nelerdir?
Aile İrşat ve Rehberlik Büroları’nın amacı aileye dini manada katkı sağlamak, aile kurumunun korunması için bireylere destek olmaktır. Tabi bu dar bir açıklama olur.
Aile İrşat ve Rehberlik Büroları ilk olarak aileyi, çalışmalarının merkezine alır. İkincisi; büromuzun görevli hocaları ailevi sorunların dini boyutu hakkında telefonla ve yüz yüze görüşmeler yaparak halkımızı bilgilendirmeyi amaçlar. Üçüncü olarak; bu sorunların dini olmayan boyutları hakkında da kurumlara yönlendirme yapar. Görevlimiz ilgili kişiye olayın dini boyutunu anlatıyor ve ayrıca hukuki haklarını kullanması için gerekli kurumlara başvurmasını söylüyor. Tabi farklı durumlar da yaşanıyor. Kendisinin Hazreti İsa olduğunu söyleyen bir hanım kızımız gelmişti. Kendisinin de kabulüyle onu doktora yönlendirdik. Büyükşehir Belediyesinin Kadın Sağlığı Merkezinden Psikiyatri bölümünden randevu alındı. Tedavisine orada başlandı.
Dördüncüsü; düzenli olarak soysal hizmet kurumlarını ziyaret ederek onlara destek olmak. Beşincisi; İslam Dininin mutlu bir aile hayatı için ortaya koyduğu prensipleri vaaz ve seminerlerle anlatmak. Altıncı olarak ise; aileiçi iletişimde gerekli davranış modelleri ve aile sağlığı hakkında uzman kişilere seminerler verdirerek bu konudaki bilinci arttırmak.
Yani bütün bu çalışmalar aile kurumunun sağlam, bireylerinin mutlu ve huzurlu olması, dinin insanlık için hedeflediği dünya ve ahiret mutluluğunu aile bireylerine yaşatmak içindir.
Aile İrşat ve Rehberlik Bürolarının çalışma şekillerinden söz edebilir misiniz? Bu birimlerden kimler nasıl fayda sağlayabilir?
Öncelikle insanlar nöbette bulunan(ilahiyat mezunu) görevlilere başvurarak yüz yüze sorularını sorabiliyorlar. Örneğin bir boşanma hadisesi oluyor ve “Dinen de boşanmış mıyım” diye soruyor. Bu aileyi ilgilendiren önemli bir konudur. Bu gibi konularda dini danışmanlık yapabilmemiz için tarafların ikisini birden dinlememiz gerekiyor. Bu durumda karı koca birlikte gelerek sorularını sorabiliyorlar. Bunun gibi eşler arası münasebetler, anne-baba ile çocuklar ya da ailenin diğer fertleri, komşuluk ilişkileri, kötü alışkanlıklar gibi konularda sorular geliyor. Bu konuları karşılıklı olarak görüşebiliyoruz.
Ayrıca, telefonla sorulan sorular var ki bu daha fazla oluyor. İnsanlar yüz yüze soramadıkları mahrem konuları telefonla rahatlıkla sorabiliyorlar. Telefonla da dini danışmanlık yapıyoruz.
Bunların haricinde Diyanet İşleri Başkanlığının anlaşma imzaladığı bazı kurumlar var. Örneğin sosyal hizmet kurumlarıyla yapılan protokoller var. Görevli arkadaşlarımız, bu kurumlara giderek dini bilgilendirme ve danışmanlık yapmaya, bazı değerlerimizi anlatmaya çalışıyorlar. Bizden hizmet isteyen kadın sığınma evleri, Darülaceze, engelli merkezleri gibi yerlere giderek irşat çalışmalarımızı oralarda da sürdürüyoruz.
Ayrıca halka yönelik çalışmalarımız var. Bunu koruyucu hekimliğe benzetebiliriz. Sorunlar yaşanmadan önce bir şeyler yapmak için gayret gösteriyoruz. Bir büromuza hangi konuda çok soru geliyorsa, o konuda bir seminer düzenliyoruz. Örneğin karı koca arası şiddetli geçimsizlik ile ilgili çok soru geliyorsa, “ailede mutlu olmanın yolları” konulu bir seminer düzenleyerek, bu alanda uzman birini davet ediyoruz. Bu seminerde bizim hocalarımız olayın dini boyutlarını, konunun uzmanları ise biraz daha sosyolojik ve psikolojik yönlerini anlatıyorlar. Diğer bir örnek: Kürtaj bir korunma yöntemi olarak kullanılabiliyor. Ki bu da dinimizde bir cana kıymak kabul ediliyor ve yasaklanmıştır. Bu konuda çok fazla soru gelmişse o ay ilgili büroda bir doktor kürtajın ne olduğunu anlatıyor.
Ayrıca halkımızın acı ve mutlu günlerinde de yanlarında olmaya gayret ediyoruz. Örneğin bir ilçede bir şehit olmuşsa, ilgili aile irşat ve rehberlik büromuz görevlileri o aileyi ziyaret ederek Kur’ân-ı Kerim ve dualar okuyor hâtimler indiriyor, o aileye sabır tavsiyelerinde bulunuyorlar. Tüm bu yönleriyle bakıldığı zaman aslında Aile İrşat ve Rehberlik büroları halk ile müftülükleri buluşturmaktadır.
Gittiğiniz yerlerde nasıl bir ilgiyle karşılaşıyorsunuz?
Gittiğimiz yerlerde hüsnü kabul görüyoruz çok şükür. Darülaceze, Çocuk Esirgeme Kurumu, özürlü merkezleri, kadın sığınma evleri, cezaevleri gibi ulaşabildiğimiz her yerde çalışmalarımız ilgi görüyor.
Seminerlere de rağbet olduğunu görüyoruz. Önceki dönemlerde bazı ilçe bürolarımızda evlilik okulu, aile okulu açtık. Baba okulu açma çalışmaları yapan ilçelerimiz var. Buradaki programlarla uzman kişiler vasıtasıyla insanları evliliğe, aile olmaya, anne-baba olmaya hazırlamaya çalışıyoruz.
Bugün mutluluk arayışları içerisinde batıl, yanlış yollara sapılıyor. Bazısı mutluluğu uyuşturucuda, içkide arıyor. Bizim dinimiz ise dünya ve ahiret mutluluğunu vaad ediyor. Bu dini yaşayanlar dünyada da ahirette de mutlu olacaktır. Bu durumda bilen insanlar bu anahtarları bilmeyen insanlara verirlerse mutluluk yakalanmış olur. Aile irşat ve rehberlik bürolarındaki faaliyetler ilden ile ilçeden ilçeye değişiyor. Ama genel anlamıyla bürolarımıza rağbet her geçen gün artıyor.
ÖZELLİKLE GENÇLERLE İLGİLENMEK GEREKİYOR
Toplumdaki ahlaki yozlaşmanın geldiği boyutlar gözler önünde. Bu durum özellikle yaz aylarında fazlasıyla göze çarpıyor. Bu yozlaşmaya karşın özel bir çalışmanız var mı?
Dini bir kurum olarak huzurlu aileden söz ediyorsak dini eğitimi esas almamız gerekli. Çocuklarımıza bunu temelden vermeye çalışmalıyız. Örneğin genç erkek ve kızlarımıza nikâhsız olarak beraber yaşamanın dinen yanlış olduğunu anlatıyoruz. Toplumumuzda anne ve babalar genellikle kız çocuklarını bu tür yanlışlara karşı uyarmakta ama erkek çocuklarını uyarmamaktadırlar. Erkek çocuklarının da nikâhsız olarak bir kızla beraber olmasının günah olduğunu anlatmak gerekir ki bu yanlışın çözümü daha sağlıklı olsun. Bu konuda ailelere çok iş düşüyor. Bazen bizler gençlere ulaşmadan, nikâhsız birlikteliği normalleştiren televizyon programları, dizileri onlara ulaşabiliyor. Bazı televizyon yayınları bunları çok normal gösteriyor, “önemli olan sevgi, bir imzanın ne önemi var” gibi yanlışa teşvik edilebiliyor. İslam`a göre nikâhsız beraber olmak zinadır. Zina ise haram olduğu gibi, zinaya götüren yollar da haramdır. Bu bütün semavi dinlerde böyledir. O halde aile kurumunun sağlam kurulması için gerekli olan nikâh ve aile bireylerinin birbirine sadakatinin önemini anlatmalıyız. Ahlaki yozlaşma yazın belki görünüyor, ama kışın da görünmeden yaşanıyor. Bu işin yazı kışı yok. Gençlere yönelik seminerlere gittiğimde mutlaka bu konulara değinmeye çalışıyorum.
AİLE KURUMU ÇATIRDIYOR
Gittiğiniz yerlerde muhakkak ki birçok sorun ve soru ile karşı karşıya kalıyorsunuzdur. Bu soru ve sorunlar bir anlamda toplumun karşı karşıya olduğu tehlikeleri yansıtıyor. Bu anlamda değerlendirdiğimiz zaman toplumun önündeki en büyük tehlike nedir?
Özelde yaşadığımız çevreye baktığımız zaman bir sorun görünmüyor. Aile kurumu devam ediyor, boşanma ve aile içi şiddet çok fazla karşılaştığımız durumlar değil. Ancak, gerek seminerlerde gerek telefonla, gerekse büromuza doğrudan gelen sorulara baktığımızda zannediyoruz ki aile kurumu çatırdıyor. Boşanmayan kimse kalmıyor zannediyoruz. Bu da şu anlama geliyor ki bürolarımıza gelen telefon ve sorularla, boşanma oranlarındaki artışın ve aile içi şiddetin geldiği boyutların farkına varıyoruz. Aile içinde mutsuzluk ve huzursuzlukların arttığını görüyoruz. Bunda da maneviyat eksikliğinin büyük payı olduğunu düşünüyorum. Dünyevileşmenin, maddiyat düşkünlüğünün, ahlaki yozlaşmanın hem bu huzursuzluğun hem de boşanmanın temeline oturduğunu görüyoruz. Bu da bizi ürkütüyor doğrusu. Bunun için de hem anne babalara, hem de çocuklara yönelik olarak hizmet vermeye çalışıyoruz. Bu dünyayı maddiyatla değerlendiren, var olmayı dünya ile sınırlayan düşüncelerin çoğalması, maneviyat eksikliği; haksızlıkların çoğalmasına, kul hakkının rahatça yenmesine, en yakınındaki eşine, çocuğuna haksızlık yapabilmesine kadar götürüyor işi. Oysa bu dünya ahiretin tarlasıdır ve bu dünyada kazanılanlar ahirete yatırımdır. İşte bu bilinçten uzaklaştıkça ailelerde çatırdama, şiddet, dayak, hatta cinayete varan durumlar yaşanıyor. Dinimize göre haksız yere bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş ve yine bir insanı kurtaran bütün insanlığı kurtarmıştır. O halde, eşrefi mahlûkat olan insana bırakın şiddeti, incitmeyi bile bizim dinimiz günah saydığı gibi hayvana hatta bitkiye bile zarar vermeyi günah sayar, insanları bu fiillerden sakındırır.
HER EBEVEYN ÇOCUĞUNUN DİNİ EĞİTİMİNDEN SORUMLUDUR
Aile kurumu ve irşat bürolarını da yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm için son bir soru sormak istiyorum. Yaz Kur’ân Kursu eğitimi ile ilgili ailelere ne gibi tavsiyeleriniz olacak?
Her anne baba çocuğunun dini eğitiminden Allah katında sorumludur. Anne baba çocuğuna Kur’ân-ı Kerim’i, sorumluluklarını, farzları, haramları, kısaca dini bilgileri öğretmekle mükelleftir. Bunu öğretemiyorsa, öğretecek birine göndermesi lazım. Bizler yaklaşık üç aydır camilerimizi, hocalarımızı, şartlarımızı gözden geçirip yaz Kur`an kursları için hazır hale getirdik. Eğitimlerimizi aldık. Çağa göre nasıl daha modern din eğitimi verebiliriz noktasındaki çalışmalarımızı tamamladık, yaz Kur`an kursu kitaplarımız başkanlığımızca hazırlandı. Anne babalardan ricam çocuklarını yaz Kur’ân Kurslarına göndersinler. “Çocuklarımız zaten yoruldu biraz dinlensinler” ya da “iki ayda ne öğrenecekler ki” gibi düşüncelere kapılmasınlar. Bilimsel olarak da ispatlandığı gibi, en iyi dinlenme başka bir işle uğraşmaktır. Çocuklar farklı bir alfabe, farklı bir eğitimle ve ortamla karşılaşıyorlar ve onlar o eğitimin heyecanıyla çok mutlu oluyorlar. Dinlenmek bilgisayara ve televizyona mahkûm olmak mıdır? Eğer çocuklarını kurslara göndermezlerse, o çocuklar bunlarla uğraşacaklardır. Çocuklarını yaz Kur’ân Kurslarından mahrum etmesinler, ya kendileri öğretsinler ya da bize göndersinler. Bu kurslarda çocuklara Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamberin hayatı ve güzel ahlakı, Câmi âdabı, cemaatle namaz kılma, imama uyma gibi dini bilgiler; büyüklere ve anne babaya saygı gibi ahlaki değerler öğretiliyor.