Mehmet Özcan / Doğruhaber
1944 yılında Amerika’da dünyaya gelen ama aslen Ganalı olan Dhoruba El Mücahid Bin Vahad, Afro-Amerikanların ABD’nin uyguladığı ırkçı politikalara karşı bilinçlendirmesi için mücadele eden Black Panther Party (Kara Panterler; Marksist devrimci bir parti) eski liderlerindendir. 1971’de iki cinayetle suçlanıp FBI tarafından komplo kurularak, 19 yıl suçsuz yere hapiste tutulan Bin Vahad, 1990’da cezaevinden Müslüman olarak çıkar. İlk adı Richard Earl Moore olan Bin Vahad, İslâm’la tanıştıktan sonra Dhoruba El-Mücahid Bin Vahad adını alır. Pan-Afrikanizm (Afrika Birliği) düşüncesini savunan Bin Vahad, daha sonra ülkesi Gana’ya yerleşir. 67 yaşında olmasına rağmen hâlâ çok genç gözüken Bin Vahad bu dinçliğini mücadeleci kişiliğine bağlıyor.
Geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin çıkardığı Kampüsten Dünyaya Dergisi’nin düzenlediği bir organizasyona katılmak üzere Türkiye’ye gelen Dhoruba Bin Vahad ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Dhoruba Bin Vahad’a, ABD yönetiminin Müslümanlara bakış açısını; Müslümanların ülkedeki durumu; cezaevlerindeki durumunu; Amerikan halkının vurdumduymazlığı ve ekonomik kriz gibi konuları sorduk. İşte Bin Vahad’ın sorularımıza verdiği yanıtlar;
MÜSLÜMAN OLMAKLA ASLIMA DÖNDÜM
Sizi Kara Panterler Hareketiyle tanıyoruz. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Müslüman olmadan önce de Müslüman bir ruha sahip olduğumu düşünüyordum. İnsanlara ve halkıma yardım etmekten her zaman zevk aldım. Yer yer Kara Panterler için çalıştım. Bazen silahlı yöntemler de denedim. Ancak daha sonra İslam’la tanıştım. Her şey Allah’ın izniyle hareket ediyor. 19 yıl kaldığım hapishanede her an öldürülebilirdim ama Allah beni korudu. Ve İslam benim için direniş ve özgürlük dini oldu. Dolayısıyla aslıma döndüm.
Kara Panterler hareketi, şehid Malcolm X’in hareketinden etkilendi mi, ayrıca Hareketin şu andaki çalışmalarından biraz söz eder misiniz?
Kara Panterlerin eski ideolojisi ile bugünkü ideolojisi çok daha farklı. Yeni Kara Panter Partisi liderleri ve içeriği daha çok Malcolm X’in de içinde bulunduğu İslam Milleti isimli (Naticonel İslam) hareketinden etkilenmiştir. Dolayısıyla çok farklı bir yol almıştır. Şu anda da daha seküler ve biraz çarpık inançlarla dolu olduğu için de pek tasvip edilmez. Şehid Malcolm X’in içinde bulunduğu hareket itidalli bir şekilde devam etmiyor. Birileri el altından yanlış düşünceler ve ırkçı söylemler üretmeye çalışıyor.
11 EYLÜL SONRASI BASKILAR ARTTI
İslami camiaların Amerika’daki çalışmaları ve Müslümanların ülkedeki gücü nedir?
Bildiğiniz üzere Amerika’da İslam, 11 Eylül’den önce en hızla yayılan dindi. Ancak 11 Eylül’den sonra devlet tarafından desteklenen İslam anlayışına, negatif bir anlam ve tüm olumsuzlukları yükleme eğilimi gerçekleştirildi. Göçmenler ve Müslümanlar bastırıldılar çeşitli yöntemlerle ve baskı altında tutuluyorlar. Amerika’da bulunan Afrikalıların yüzde 77’si Müslüman’dır. Amerikalı Müslümanların bulunduğu duruma değinecek olursak, Müslüman bir partiden ve gruptan beklenen, kendine bağlı Müslümanların haklarını koruması gerekir ancak bunun gerçekleştiğini söyleyemeyiz. Belli Müslüman gruplar varsa da dağınık şekilde varlar ve bir güç oluşturamıyorlar. Halbuki istatistiklere baktığımız zaman bunlar bir platform oluşturup bir araya gelerek bir şeyler yapmaya çalışırlarsa yerel yönetimlerde kesinlikle bir güç olacak kadar bir nüfusa sahipler. Ama birlik olma eksikliği var. Herkes farklı telden çalıyor.
AMERİKAN HALKI BİLMEK İSTEMİYOR
Amerikan halkı, nasıl halktır ki Amerika’nın yaptığı işgal ve katliamları destekleyebiliyor?
Öncelikle şunu açıkça söyleyelim ki Amerikalılar kesinlikle suçludur. Amerika’nın dışarıda izlediği dış politika sebebiyle Irak’ta olsun, Afganistan’da olsun ABD’nin izlediği yanlış politikalardan halk da suçludur. Çünkü insanlar devletler tarafından kandırılıyorlar. Ve bunların bir sorumluluğu olmalı. Çünkü devletlerini kendileri seçiyor. Bilen insan sorumludur. Ama problem şurada ki insanlar bilmek istemiyorlar. Çünkü sorumlu olacaklarını biliyorlar. Dolayısıyla cahil olmak, evlerinde oturmak, sadece televizyonlarını izlemek istiyorlar. Kesinlikle bilmek istemiyorlar.
20. VE 21. YÜZYILDA BİLGİLENDİRİLMEMİŞ İNSAN YOKTUR
Ve şu da önemlidir bu ticaret merkezine yapılan saldırının sebebi, kesinlikle bazı insanların Amerika’yı sevmemesinden kaynaklanmıyor. Bunun sebebi, Amerika’nın yurtdışında yapmış olduğu, insanlara uyguladıkları psikolojik ve fiziksel baskılardan dolayı bu insanlar bunu yapmıştır. Ve kendilerini daha iyi anlasınlar diye bunu düşünmüşlerdir. Şu nokta önemlidir: Bugün 20. yüzyılda da, 21. yüzyılda da bilgilendirilmemiş insan yoktur. Herkes her şeyi bilir. Ama bilmek istemeyen insan vardır. Dolayısıyla herkes sorumludur. Amerika’da bu türden çok insanla karşılaştım, sorumlu olmaktan korkuyorlar. Sadece oturup televizyonun karşısına dizi izlemek istiyorlar.
Amerika için şu da söylenebilir, Amerika Avrupa’nın bir çocuğudur. Ancak çok farklı sonuçlar getirmiştir. Kendi içindeki yapısından dolayı çok farklı yerlere evrilmiştir.
Dünya savaşı başladığında Nagazaki’ye atılan bombalarda sivil toplum gibi bir şeyden söz edebilirdik ama bugün artık sivil toplum diye bir şey kalmadı. İnsanlar ister istemez politikleşmek zorundalar.
AMERİKAN HAPİSHANELERİNDE 2,5 MİLYON İNSAN VAR
Amerika’da cezaevinde bulunan Müslümanların durumundan biraz bahseder misiniz?
Amerikan hapishanelerinde 2,5 milyon insan var. Yüzde 70’i Latin ve Afrika kökenli. Adeta bir gelir kapısı olmuştur bu mahkumlar Amerika için. Hapishanelerin şu an için tek gördüğü görev, siyah milleti kontrol altında tutmak ve onları yönetmektir. Sadece Newyork’ta polis yılda 500 bine yakın insanın üstünü aramaktadır. Durdurulan her sekiz kişiden altısı siyahtır. Ve üzerinde bir şey bulmak için polis yüksek çaba harcamakta ve siyah insanları cezaevine atmaktadır. Sabıka kaydı olanlar burada oy kullanamazlar. Ve hapishanedeki insanların çoğunun da siyah olduğunu da düşünürsek bu kesinlikle insanların politik anlamda bir susturma çabasıdır. Ve insanlar direnmekten korkuyorlar. Yaşantılarında sıkıntı olacağından korkuyorlar. Çünkü hapishaneye gitmekten korkuyorlar.
SİZE YENİ KÖLELİK SİSTEMİNDEN BAHSETMEK İSTİYORUM
Bu hapis sistemi bir endüstri haline gelmiştir. Ve beş insanı kontrol etmek için bir işçi gerekmektedir. Dolayısıyla devlet de bunları destekleyerek istihdam sağlamaktadır. Size yeni kölelik sisteminden bahsetmek istiyorum. Dışarıya şehir dışına kurulan eskiden askeri alan olan yerlere bugün hapishaneler inşa edildi. Ve buraya zenciler konularak beyazlara iş sahası açıldı. 30-40 bin kişilik bir hapishanede en az 7-8-10 bin civarında beyaz işçi çalışıyor, böylece beyazlara istihdam sağlanıyor. Toplum da zencilerden kurtulmuş oluyor bu yeni kölelik sistemiyle
.
OBAMA SİYAH OLABİLİR ANCAK AKLI BİR BEYAZ GİBİ ÇALIŞIYOR
Siyonist Yahudilere sahip çıktığını her fırsatta dile getiren başkanınız Obama’ya bakış açınız nasıldır?
Obama’nın derisi siyah olabilir ancak aklı bir beyaz gibi çalışmaktadır. Obama siyah tenli bir George Bush’tur. Ondan hiçbir farkı yoktur. Obama köle olarak getirilmiş olan Afrikalıların yaşadıklarını yaşamadı. O yüzden bu bilince sahip değildir. Amerika’da zenciler üstüne yürütülen bu refleks propagandasına destek vermiştir. Somali`de, Kenya’da ve Sudan’da öldürülen Afrikalılardan da ayrıca sorumludur. Obama Afrika için bir yıkımdır.
AMERİKA DÜŞÜŞTE OLAN BİR İMPARATORLUK
Amerika’nın içinde bulunduğu ekonomik krizi ve Wall Street olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Amerika düşüşte olan bir imparatorluk. Ve bunu en güzel şekilde ekonomisinin gidişatından görebiliyoruz. Ekonomik krizler bunun göstergesidir. Bazı elitler Amerika’nın dünyayı yönetmeye hakkı olduğunu düşünüyorlar. Bunun beyaz üstünlüğü ile de ilişkisi vardır. Renkli insanların özelde zenci insanların beyazlar tarafından yönetilmesi gerektiği inancını taşıyorlar. Tarihte de böyle olduğunu, bugün de böyle olması gerektiğini düşünüyorlar ama yanıldıklarını anlamak zorundalar.
BİZ SİYAHLARI UMURSAMADIKLARI İÇİN SIRA KENDİLERİNE GELDİ
Eskiden polisi silahlı bir şekilde hiç görmezdi insanlar ama bugün insanlar fark ettiler ki polisler insanları kontrol eder hale gelmiş. Bunun olmasının sebebi, sen önce zenciye, fakire yaptığında polisi alkışladın, ama bugün sana da yapıyor. Ve bugün bunun cezasını çekmek zorundasın. Bu Wall Street’i işgal etme işini şu anda beyazlar yapıyor. Çünkü onlar bilinçsiz de olsalar artık bir şeylerden bıkmışlar ve artık polisin onları sürekli tahakkum etmesinden, sistemden gerçekten rahatsız olmuşlar. Bilinçsiz bir şekilde doğruya doğru gidiyorlar. Bunlar eylemleri barışçıl olmasına rağmen polis bunlara şiddet gösteriyor. Çünkü polisin elindeki tek güç şiddettir. Biz gösteri yaparken polis bize de şiddet uyguluyordu ama kimse takmıyordu. Bugün polis, beyazlara şiddet uyguladığında şok oldular. Kendilerine böyle bir şey yapılabileceğini hiç düşünmemişlerdi. Ama biz siyahları umursamadıkları için sıra kendilerine geldi.
ABD DOLARI DÜŞERSE AMERİKA DA DÜŞER
Geleceğe yönelik olarak sosyal, siyasal, ekonomik adaletsizlik ve ırkçılık ABD’de nasıl bir tahribata-çöküntüye yol açabilir?
Amerika’nın farklı insanları içinde barındırması çok kolay. Çünkü Amerika çok büyük ve çok geniş. Amerika eskiden üreticiydi. Üretici bir toplumken bunlar söylenebilirdi; Amerika büyüktür, herkesi idare edebilir. Ama artık tüketim toplumu olmuştur. Yüzde doksanı tüketicidir. Hatta Cool Center’da aradığınızda Hindistan’dan biri telefonu açmaktadır artık. Bu derece dışarıya mahkum ve dışarıdan gelen kaynaklarla beslenen bir toplum olmuştur. Dolayısıyla küreselleşme emperyalizminde doğasını değiştirmiştir. Ve ABD dolarının durumunu görüyoruz ortada. Ama ABD dolarının bu gezinimi konusunda daha dikkatli olmalı insanlar. Amerikan doları dışarıda bu kadar rahat dolaştığı sürece bu iş olmaz. Çin’in elinde milyarlarca dolar var ve Çin Amerikan dolarının şu an için en büyük alıcısı ve değerlendiricisi. Dolar en önemli nokta dedik. Amerika bugün, İran ve Venezuella haricinde her ülkeden dolarla petrol satın alabiliyor. Amerika’nın İran’a yaptığı baskının bu nedenle olduğunu düşünüyorum. Şunun altını çizmekte fayda var; ABD doları düşerse Amerika düşer.
AFRİKALILAR İNGİLİZCEYİ SEVDİKLERİNDEN KONUŞMUYOR
Beyaz üstünlüğüne dayanan bu görüş ilk Britanya’da kendini gösteriyor. Britanya’dan dünyanın diğer bütün ülkelerine yayılan bu anlayış, Hindistan’ı ve Afrika’yı nasıl meşrulaştırdığını da gösteriyor. Yazılan nice şiirler, beyaz adamın sorumluluğundan bahsediyor. Dünyayı nasıl daha yaşanılabilir kılmak için insanları nasıl eğitmesi ve medeni hale getirmesi için duyduğu sorumluluktan bahsediyor. Bugün Meksika’daki insanlar ya da Latin Amerika’daki insanlar İspanyolcayı çok sevdikleri için konuşmuyorlar. Bunlara zorla bu dilin öğretilmesi sebebiyle bu dili konuşuyorlar. Biz de öyle. Afrikalılar asla İngilizceyi sevdikleri için bu dili öğrenmediler. Bunlar sömürgeden dolayı bu dili öğrendiler. Afrikalı Amerikalılara beyaz polisin takındığı tavır da beyaz üstünlüğünü gösterir cinstendir. Beyaz polisler siyah insanlara gerçekten bir köpekmiş gibi davranıyorlar. Gerçekten bunları yaşamadan anlayamazsınız.
ABD HAPİSHANELERİNDEKİ MÜSLÜMANLARIN SİZE ÇOK İHTİYACI VAR
Son olarak Müslümanlara yönelik bir mesajınız var mı?
Hayatta beni en çok etkileyen bir ayet vardır; “Aranızda hayrı yayan, şerden koruyan bir topluluk bulunsun” derim. Tüm Müslümanlara bunu tavsiye ederim. Bir de Amerika’daki hapishanelerde bulunan Müslümanlara mektuplar gönderin, birlik olduğumuzu, onlardan haberdar olduğunuzu gösterin. Onların buna çok ihtiyacı var. Son olarak söyleyeceğim şey, biz Müslümanların ümmet olarak şer güçlere karşı durabilmemiz için birlik içinde olmamız gerekiyor.
Teşekkür ederim. Allah razı olsun…
Ben teşekkür ederim…